Bu soru çoğu araştırmacı ve uygulayıcının merak alanında her zaman yer almıştır. Gelişen beyin araştırmaları ve nöroscience çalışmaları pratik hayatta gördüğümüz faydaların ispatını da beraberinde getirmiştir.
Stanford üniversitesinden Dr. David Spiegel ve ekibi 2016 da ‘’ Hipnoz sırasında ne oluyor… rol mü yapıyor yoksa bu insanlar… beyin ağlarında, beyinde ne oluyor ki? ‘’ Gibi soruyla yola çıkıyorlar.
Stanford Hipnoz Araştırması: “Brain Activity and Functional Connectivity Associated with Hypnosis”. Yayınlandığı Dergi: Cerebral Cortex (Oxford University Press), Cilt 27, Sayı 8, Sayfalar 4083–4093
Sonucu baştan söyleyeyim : hipnozun psikolojik bir “sürpriz” veya “rol yapma” olmadığını, beynin nöronal ağlarında gerçekleşen somut ve ölçülebilir bir biyolojik durum değişikliği olduğunu fMRI teknolojisiyle kanıtlamıştır.
545 sağlıklı üniversite öğrencisini standart hipnotik yatkınlık ölçekleriyle (Harvard Group Scale of Hypnotic Susceptibility ve Stanford Hypnotic Susceptibility Scale) değerlendirmişler
• Bu gruptan hipnoza son derece yatkın 36 kişi (Yüksek Yatkınlar)
• Hipnoza hiç yatkın olmayan 21 kişi ( Düşük Yatkınlar / Kontrol Grubu) seçilmiş
Toplam 57 katılımcı fMRI (Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme) cihazına alındı ve kulaklıklar aracılığıyla yönlendirildi. Her katılımcı rastgele sırayla 4 farklı aşamadan (koşuldan) geçti:
1. Dinlenme Durumu (Rest): Herhangi bir görevin olmadığı nötr durum.
2. Anı Hatırlama (Memory Retrieval): Geçmiş bir anıyı/tatili düşünme.
3. Hipnoz Seansı 1: Derin nefes alma, gözleri kapatma ve havada süzülme (floating) imgelemesini içeren standart hipnotik indüksiyon.
4. Hipnoz Seansı 2: İkinci bir rehberli hipnotik telkin seansı.
İncelenen ana beyin ağları:
• Yürütücü Kontrol Ağı (ECN – Executive Control Network): Odak noktası Dorsolateral Prefrontal Korteks (DLPFC).
• Belirginlik Ağı (SN – Salience Network): Odak noktası Dorsal Anterior Singulat Korteks (dACC).
• Varsayılan Mod Ağı (DMN – Default Mode Network): Odak noktası Posterior Singulat Korteks (PCC).
Araştırma Bulguları: Hipnoz Anındaki 3 Temel Nörolojik Değişim
Çalışma sonucunda, hipnoza yüksek yatkınlığı olan kişilerde hipnoz anına özel 3 temel nörolojik bulgu tespit edilmiş
Dorsal Anterior Singulat Korteks (dACC) Aktivitesinde Azalma:
• Nörolojik Durum: Beynin dış uyarılara ne kadar dikkat edeceğini, tehlikeleri veya çevresel uyaranları taramasını sağlayan dACC bölgesinin aktivitesi belirgin şekilde düştü.
• Psikolojik Karşılığı: Katılımcı etraftaki çeldiricileri veya “Acaba ne oluyor?” kaygısını tamamen unuttu. Spiegel bu durumu, “Bir filme veya gün batımına o kadar dalarsınız ki etraftaki hiçbir şeyi duymazsınız” şeklinde tanımlar.
DLPFC ile Insula Arasındaki İşlevsel Bağlantıda Artış:
• Nörolojik Durum: Planlama ve mantıksal kararların merkezi olan Dorsolateral Prefrontal Korteks (DLPFC) ile iç organların, kalbin, ağrının ve beden duyumlarının işlendiği Insula arasındaki senkronizasyon arttı.
• Psikolojik Karşılığı: Zihin ile beden arasındaki iletişim zirveye ulaştı. Beynin beden üzerindeki somatik ve otonomik kontrolü arttı; bu da hipnozun ağrı kontrolünü, kalp ritmini düzenlemeyi ve fiziksel tepkileri kontrol etmeyi nasıl başardığını açıklar.
DLPFC ile Varsayılan Mod Ağı (DMN / PCC) Arasındaki Bağlantıda Kopma:
- Nörolojik Durum: Kişinin kendi üzerine düşünmesini, öz-değerlendirme yapmasını ve “Ben kimim, bu yaptığım doğru mu?” sorgulamasını yöneten Varsayılan Mod Ağı (DMN) ile yürütücü alan (DLPFC) arasındaki işlevsel bağ koptu/zayıfladı.
- Psikolojik Karşılığı: Kişinin kendi eylemleri üzerindeki öz-bilinci (self-consciousness) ve çekimserliği ortadan kalktı. Kişi, klinik bir telkini veya normalde utanç duyabileceği bir durumu sorgulamadan ve yargılamadan (dissosiyasyon halinde) uygulayabilir hale geldi.
Çalışmanın Önemi ve Sonraki Gelişmeler
Klinik Geçerlilik: Bu çalışma; kronik ağrı, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), fobiler ve bağımlılık tedavisinde kullanılan hipnozun bilimsel dayanağını kesinleştirmiştir.


